‘Bir kriz anında en önemli nokta doğruyu söylemek, açık olmak ve krizden kaçmamaktır.’

 

ustalarlabuluşma-fügentoksü

USTALARLA BULUŞMA toplantıları kapsamında konuğumuz TÜHİD Yönetim Kurulu Üyesi  FÜGEN TOKSÜ kurumsal itibar, kriz yönetimi ve dijitalleşme gibi bir çok konuda bizlerle deneyimlerini paylaştı.

Sizleri kısaca tanıdım. Ve bu akşam burada birbirine benzemeyen uzmanlık alanlarının mevcut olduğunu görüyoruz. Sizler aslında iletişime ihtiyaç duyduğunuz için buradasınız. Bu noktadan hareketle kurumlara da baktığınızda ‘İletişim kimin işi?’ diye sorduğumuzda iletişim kapıdaki görevliden en üstteki yöneticiye kadar bir kurumda herkesin işi.

İletişimciler ne yapar ?

Peki iletişimci ne yapar ? İletişimci bir kurumun gelecek hedeflerine uygun olarak iletişim stratejisini hazırlar ve bu stratejiye bağlı olarak bütün çalışmalarının, faaliyetlerinin hangi aşamalarda nasıl gerçekleşeceğini planlayarak gerçekleşmesini sağlar. Ancak bu yapılırken de örneğin çalışanlara dönük bir şey yapıyorsak şirketin İK departmanına çalışma hakkında bilgi verip projeyi birlikte gerçekleştireceğimizi belirtiriz. Çünkü İK nın yönetimi bu departmanın elinde ve biz de iletişimi biliyoruz. Bu nedenle beraber çalışmamız gerekir. Yani biz aslında bir kurumda herkesle iş birliği içinde olması gereken kişileriz. Okumaya devam et

Facebook ile çok daha ulaşılabilir bir Dünya…

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurumsal İletişim Yüksek Lisans Programı; #PUB527 dersinin bu haftaki konuğu Facebook Londra Ofisi FMCG Perakende Sorumlusu Özge Gilan’dı. Facebook’a, hayatımızı kolaylaştıran uygulamalara, rakiplerine ve pazara dair fikirlerini paylaşan Özge Gilan öğrencilerin de katılımı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

facebookFacebook Londra Ofisi FMCG Perakende Sorumlusu Özge Gilan, Boğaziçi Üniversitesi Matematik Bölümü’nden mezun olduktan sonra Unilever, Danone gibi şirketlerde çalışmış. Şimdi ise Gilan, Facebook’un Londra Ofisi’nde Türkiye’den sorumlu 8 kişiden biri.

Facebook neler yapıyor, büyük reklam verenler daha etkili iletişim için ne yapabilir, içeriği daha etkili nasıl kullanabilir ve sunabilirler gibi konulardan bahsedilen etkinlikte; özelikle content üretiminin önemine değinildi.  Etkili iletişimin yolu ise; “içeriği, datayı çok iyi kullanmaktan ve sunmaktan geçiyor” denildi.

11042145_416071911884286_1926656272_n[1]

“Our mission has not changed: make the World more open and connected.”

Facebook aslında çok yeni bir şirket ancak hayatımıza öyle bir girdi ki; insanların birbirine kolayca ulaşmalarını, birbirlerinden haberdar olmalarını sağlayan bir platform haline geldi. Facebook yalnızca Facebook’tan ibaret olmadığına değinen Gilan; Instagram, Messenger, WhatsApp gibi oldukça aktif kullanılan platformları da bünyesinde barındırdığını söyledi. Instagram’da herkesin kendi görsel dilini yarattığından, uzunca bir text ile anlatabilecek şeylerin, yalnızca bir görselle çok daha anlamlı bir şekilde paylaşabildiğinden bahsedildi.

“We don’t need managers, we need editors…”

Özge Hanım ve Ercüment Hoca etkinlikte; content yaratmanın oldukça önemli olduğunu ve artık markaların ajanslarla çalışmak yerine kendi içlerinde içerik üretimine başladıklarından bahsetti. Örneğin; Coca Cola’nın içerik üreten bir departman kurduğu ve P&G ‘nin pazarlama departmanının adını değiştirdiğinden söz edildi. Marka yönetimi, pazarlama yaklaşımıyla değil, editör bakış açısıyla yaklaşılması gerektiği söylendi.

drone-facebook

Gilan konuşmasında “Integrated marketing”in de önemine değindi. Aynı mesajı benzer formatlarda söyleyerek, farklı mecralara entegre etmenin önemli olduğunu söyledi. Integrated marketinge örnek olarak Gilan; Coca Cola’nın markaların reklam verebilmek için yarıştığı Super Bowl’da yayınladığı “America is beautiful” kampanyasından söz etti. Marka yaptığı iletişimde dil, din, ırk gibi farklılıkların Amerika’yı çok daha güzel bir ülke haline getirdiği ve böyle bir ülkede yaşamanın oldukça güzel olduğundan bahsediyor… Üstelik bu reklamın yalnızca Super Bowl’la sınırlandırmıyor, sonrasında da Facebook’ta bu uygulamayı devam ettirdiğinden bahsedildi.

Katılımcıların soruları ile interaktif bir şekilde gerçekleşen sohbette Gilan’ın; Facebook’un internet erişimi olmayan yerlere “drone’ lar”  ile interneti götürerek insanların bilgiye hızlıca ulaşmalarını sağladıkları vurgusunu yapması ile sona erdi.

Didem Özkaymaz & Gizem Çimen

Pazarlamanın Ötesi : Connected Enterprise

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurumsal İletişim Yüksek Lisans Programı kapsamında verilen Ustalarla Buluşma dersinin bu haftaki konuğu Coca Cola Company’den  Pazarlama Teknolojileri ve Dijital Platformlar Yöneticisi  Ayça Arsan Aydın oldu.

Fatoş Kara

MOBILE’S FIRST : MOBİL HER ŞEYİN ÖNÜNDE GELİR

Hem endüstri ile ilgili hem de Coca Cola Company ile ilgili deneyimlerini paylaşan Ayça Arsan Aydın birkaç sene öncesine gidildiğinde daha çok mobil uygulamaların konuşulduğunu ancak çok kısa süre içerisinde  mobilin bir proje değil işin kendisi olduğunu fark eden şirketlerin aplikasyon stratejileri yerine mobil stratejiler geliştirmeye başladıklarını ifade etti.

Eskiden kısa mesajlar üzerinden pazarlama yapıldığını belirten Aydın, daha sonra ise ister kısa mesaj kullanılsın istenirse başka bir yöntemle pazarlama yapılsın asıl konunun içeriğin yani kurum içerisindeki hikayenin tüketiciye, tüketiciden de tekrar kurum içerisine ulaşmasının önemli olduğunun öğrenildiğine değindi.

Ayça Arsan Aydın artık her türlü mobil cihaz çok önemli olmaya başladığına değinerek kurumlara bakıldığında da mobil sadece bir pazarlama  işi değil kurumun tümün departmanlarının işi haline geldiğini belirtti.

OFF-LINE DÜNYA ON-LINE DÜNYA İÇ İÇE

Teknolojinin  ya da on-line dünyanın sadece bilgisayardan ibaret değil off-line dünyanın da bir parçası haline geldiğini belirten Aydın bunu bir arada kullanabilen şirketlerden örnekler verdi.

Bu örneklerden bir tanesi Tesco’nun Uzakdoğu pazarında gerçekleştirdiği uygulama. Aşağıda görülen görsel bir metro istasyonuna ait. Metro istasyonunda beklerken Tesco raflarında görmüş olduğunuz bir ürünü almak istediğinizde mobil cihazınıza barkodunu okutmanız yeterli oluyor.  Bu şekilde siparişini vermiş olduğunuz ürününüz adresinize geliyor.

‘Bu kadar karmaşa içerisinde kurumların mobilleşmek ya da dijitalleşmek adına ciddi hatalara düştüklerini de görüyorum.’  diyen Ayça Arsan Aydın kurumların mobil pazarlama ile ilgili süreçte yanlış yaparak doğruyu bulduklarını belirtti. Son dönemde şirketlerin organizasyon yapısında görülen pazarlama departmanına ek olarak dijital pazarlama, sosyal medya pazarlama vb. departmanların pazarlama departmanına alternatif bir iş yapıyormuş algısı yaratıldığını ancak hepsinin gerçek anlamda pazarlama yaptığını ve tüm bunların geçiş pozisyonları olduğunu, birkaç sene sonra bu ünvanların kullanılmayacağını belirtti.

PAZARLAMANIN ÖTESİ : CONNECTED ENTERPRISE

Ayça Arsan Aydın connected enterprise kavramının kendi içinde çalışanlarıyla, ekosistemi içinde bulunan ortakları ve paydaşlarıyla, devletle, tedarik zinciriyle ve bütün iş ekosistemiyle bağlantı içerisinde bulunan bir şirket olarak tanımlanabileceğini belirtti.

Ayça Arsan Aydın, şirketlerin bu dönüşümü sağlamak için en önemli elementlerinden bir tanesinin  insanların günlük hayatta ne kullanıyorsa iş hayatında da onu kullanmasını sağlayarak şirketin datasının, bilgisinin, pazarlama hikayelerinin şirket içerisinden doğru kanallarla, doğru hedef kitleye ulaşması ve o hedef kitleden doğru akması gereken bir bilgi varsa da bu bilginin yine doğru kanallardan şirkete geri dönmesi olarak ifade etti. Aydın, ayrıca  şirketlerin düştüğü en büyük hatalardan birinin bu işlemin çok komplike, çok zor ve ulaşılmaz teknolojilerle yapılması sonucu şirket çalışanları ya da eko sistemdeki diğer paydaşların  geliştirilen teknolojiyi kullanamadıkları için istenilen sonucun elde edilemediğini de sözlerine ekledi.

Connected Enterprise kavramının daha geleneksel dijital pazarlama operasyonlarından farkını ise Ayça Arsan Aydın şu şekilde ifade etti : Geleneksel dijital pazarlamada web, sosyal medya, arama (search) ve mobil gibi sistemler mevcut. Bu sistemlerin içinde biz konuşmaları yönetiyoruz, kampanyalar yapıyoruz, deneyim sunuyoruz, bunları ölçüyoruz,yönetiyoruz ve optimize ediyoruz. Sürekli böyle bir döngünün içerisindeyiz. Sosyal kurum denilen yapıda ise biraz daha farklı bir sistemler bütünü söz konusu : İçerik yönetimi, içerik optimizasyon sistemleri, bilgi paylaşımı, enterprise search (şirket içi google search), dijital varlık yönetimi, analiz yönetimisistemi , kampanya yönetim sistemleri  gibi sistemler var.

Yani aslında connected enterprise ya da sosyal kurum olma, geleneksel pazarlamadan daha komplike pazarlamanın daha ötesinde kurumun bütün fonksiyonlarını ilgilendiren bir olgu.

Türkiye’ye baleyi sevdiren adam: Tan Sağtürk

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurumsal İletişim Yüksek Lisans Programı; Ustalarla Buluşma dersinin bu haftaki konuğu Tan Sağtürk’tü. Baleden, kızı Ada’ya, açtığı dans okullarına kadar hayatına ve işine dair pekçok şeyi öğrencilerle paylaşan Tan Sağtürk ile keyifli bir buluşma gerçekleştirildi.

bilgi_un

Bale denince akla gelen ilk  isim olan Tan Sağtürk, Fransa Devlet Balesi ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi baş dansçılığının ardından açtığı dans okullarıyla dansa ve baleye büyük katkı sağlayan bir isim. Bugünlerde İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Tan Sağtürk Akademi’nin gerçekleştireceği dev işbirliğiyle gündemde. Bu işbirliği kapsamında, Bilgi Üniversitesi bünyesinde hem profesyonel dansçı ve dans öğretmeni, hem de koreograflar yetiştirilecek ve sektöre kazandırılacak.

10891885_10152650623889023_515885688316757235_n“Ortadoğu’da, Müslüman bir ülkede balet olmak”

Tan Sağtürk bu yenilikçi iş birliğinin yanı sıra derste, Müslüman bir ülkede balet olmanın ve baleyi tanıtmanın zorluklarına da değindi. Balenin çalışma şartlarının ve disiplininin zorluklarına ek olarak Türkiye’de baleyi tanıtmak gibi de bir misyona sahip olmanın oldukça zor olduğundan bahseden Tan Sağtürk; Fransa’da erkek dansçılara tapılırken, Türkiye’de kendilerine bambaşka bir gözle bakıldığını ve  baleyi anlattıkça daha çok ilgi çektiğini, önyargıların kaybolduğunu/ azaldığını söyledi.

12 bin öğrenciyi dansla buluşturan dev bir okul: Tan Sağtürk Akademi

Tan Sağtürk’ün 14 yıl önce kurduğu ve  yaklaşık 12 bin öğrenciyi bünyesinde bulunduran bu dev okul, Dünya’nın en büyük ve en kalabalık dans okulu. Üstelik yalnızca İstanbul’da değil, Samsun, Trabzon, Diyarbakır, İzmir ve Mardin gibi Türkiye’nin dört bir yanında hizmet veriyorlar. Derste, Tan Sağtürk, dans okullunun bu denli büyümesinin ve başarısının sırrını “yaratılan şeyin üstünde çok çalışmak’ olduğunu söyledi.

Tan Sağtürk Akademi’nin kurumsallaşma süreci

Akademi’nin kurumsallaşması sürecinde; önlerinde bir örnek olmayışından dolayı başta oldukça zorlandıklarına değinen Sağtürk, sistemi oturtmaya çalıştıklarını ve dans okullarının şimdi organik ve butik bir yapıya dönüştüğünü söyledi.  Okulda “kim hasta, kimin ne sorunu var” bunları bilmenin, öğrencileri tanımanın çok önemli olduğuna değinen Sağtürk; Tan Sağtürk Akademi’nin bu başarısının tesadüf olmadığını bu şekilde belirtti.

untitled“Keşke bale izleyen, operaya giden milletvekillerimiz, bakanlarımız olsa…”

Sağtürk son olarak; Karşı tarafa nefes aldıran, duygularını yansıtan ve “hayattasın, yaşıyorsun” diyen ‘sanat’ gibi güzel bir şey varken, sanata değer verilmemesini anlamlandıramadığı ve bale izleyen, operaya giden milletvekillerine, bakanlara ihtiyacımız olduğunu sözlerine ekledi.

Didem Özkaymaz

Şirketler İçin Yapılabilecek En İyi Yatırım: İş Sağlığı ve Güvenliği

Her Cuma 19:00 ‘da İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul kampüsünde gerçekleştirilen Kurumsal İletişim Yüksek Lisans Programı; Ustalarla Buluşma dersinin bu haftaki konuğu Tekfen Holding Kurumsal İletişim Müdür Yardımcısı Esra Tüzgiray’dı.

10863711_381869635304514_489784940_n

Derste Tüzgiray, Tekfen Holding’in faaliyet gösterdiği alanlardan ve holdingten bahsederek başladığı konuşmasında;  kurumsal iletişime ve  kriz yönetimine dair bilgiler paylaştı ve iş sağlığı güvenliğinin önemine değindi.

“Gündemi sürekli değişen bir ülkede yaşıyoruz. Bu nedenle, Türkiye’de ve Dünya’da olup bitenleri bilmek ve gündemi takip etmek önemli. “

Tüzgiray, bu meslekte iyi olmak isteyenlere önerilerini şöyle sıraladı;

  • Ekran Resmi 2014-12-13 18.54.15Medya ve basın takibi yapmak – Türkiye’de ve Dünya’da olup bitenleri bilmenin, gündemi takip etmek- önemli
  • Rakiplerinin ne yaptığını takip etmek
  • Yapılan işten zarar edilmiş olsa bile, bakın şöyle işler de yapıyoruz demek
  • Basın ile yakın ilişkide olmak ancak mesafeyi korumak önemli
  • Çalışılan ajanslarla iyi ilişki kurmak, ast üst ilişkisi kurmamak gerek. Düzgün brief vermek önemli

 

“Kurumsal İletişim, iç iletişimdir”

10866782_381869598637851_805619265_n

Tüzgiray, 15.000 çalışanı olan Tekfen Holding’te çalışanlarda aidiyet duygusu yaratmanın, onları memnun ve mutlu etmenin önemli olduğuna ve bu nedenle iç iletişimin oldukça önemli olduğuna değindi. Bu doğrultuda da, Tekfen Holding içerisinde ödüllü yarışmalar düzenlendiğini, her yıl Mayıs-Haziran aylarında kıdem ödül törenleri yaptıklarını söyledi. Aynı zamanda yayın koordinatörlüğünü yaptığı ve  üç ayda bir yayınladıkları T-bülten dergisi ile de bu duyguyu pekiştirdiklerini ifade etti.

Ekran Resmi 2014-12-13 19.04.18

Konuşmasında Tekfen Holding’in kurumsal sosyal sorumluluk projelerine de değinen Esra Hanım: “Eğer petrol platformu yapıyorsanız, görünürlüğünüzü ve bilinilirliğinizi artırmak için sosyal sorumluluk projeleri  yapmak oldukça önemli” dedi. Bu doğrultuda da; İKSV’ye ve bienallere destek verdiklerini, 1992 yılından beri faaliyet gösteren Tekfen Filarmoni Orkestrası ile çok sayıda konser düzenlediklerini, Ziyaret Tepe kazısına destek verdiklerini ve birçok öğrenciye de burs olanağı sağladıklarını belirtti.

“Şirketler için yapılabilecek en iyi yatırım: iş sağlığı ve güvenliğidir”

Son olarak, konuşmasında iş sağlığı ve güvenliği konusuna değinen Tüzgiray, Tekfen Holding’te 300 iş sağlığı uzmanının çalıştığını ve mümkün olduğu kadar bunun teşviki için de çalıştıklarını söyledi. Soma faciasına ve Mecidiyeköy’de yaşanan iş kazasına değindi.

Didem Özkaymaz