Beş başarılı propagandacı sırlarını paylaşıyor

revolution-fist

İyi kampanyaların birçok ortak özelliği vardır fakat aslında işler bize öğretildiği gibi değil.

Gençken birçok kampanyaya katıldım çünkü bu konuda çok istekliydim. Ancak bir STK uzmanı olduğumda, gerçekçilik, soğukkanlı analiz ve stratejilerin dikkatle değerlendirilmesi üzerine daha fazla odaklanılması öğretildi. Benim için önemli olan şey, işe yarayan şeydir.

Bu yüzden, bu ruhun içinde, gerçekten fark yaratan şeyin ne olduğunu öğrenmek için kampanyaları başarıyla gerçekleştiren beş liderle konuştum. Jay Naidoo Güney Afrika sendikal hareketinin Apartheid’e karşı mücadelesine öncülük etti. Ann Pettifor, 3. Dünya ülkelerinin borcunun iptal edilmesine yönelik Jubilee 2000 kampanyasını yönetti. Lilian Njehu Kenya ormanlarının kurtarılması için düzenlenen kampanyada Nobel ödüllü çevreci Wangari Maathai ile birlikte çalıştı. Kumuti Majhi, Hindistan’daki Niyamgiri’de yaşayan ve Vedanta şirketinin halkının topraklarında maden aramasına yönelik planlarını bozan bir kabile lideri; ve Peter Tatchell, LGBT haklarını ön plana çıkarmak ve eşitlik için bir dizi zafer kazanmak için yardım etti.

Mahji, halkını harekete geçiren şeyin “gelecek nesiller için” anavatanımızı koruma kararlılığı “olduğunu paylaştı. Pettifor benzer şeyler söyledi : ‘Afrika’da doğmuş ve büyümüş biri olarak Kampanyaya ahlaki, ekonomik ve toplumsal haksızlıklardan biri olduğuna inanarak içten bağlanıldı. Bu inanç beni motive etti. Dindar biri olmamama rağmen diğerlerinin içindeki doğruluk ve adaletin üstün geleceğine dair kararlılıkla birlikte inancım tamdı. Njehu, grubunun inancının “ölümden korkmamamız” anlamına geldiğini anlattı. Bunlar kampanya yapanların ya da raporların yaptıkları işlerle ilgili standart bir eğitimde sıklıkla kullandıkları cümleler değil.

Üçüncü olarak, zafer getiren şey bireysel zeka değil kollektif güçtü. Naidoo’nun açıkladığı gibi kitlesel seferberlik ve popüler örgütlenme gücü de hayati önem taşıyor. ‘Değişimi getirmek için fabrika fabrika, sokak sokak örgütlendik.’ dedi. Njehu, başarının, “sıradan kadınların aileleri için savaşarak, çocuklarına yemek pişirmek için ihtiyaç duydukları tahtayı kurtararak, bağımlı oldukları toprakları kurtarmak suretiyle bir araya geldiği bir taban hareketi” olma yolunda nasıl kökleştiğini vurguladı. Onların hissettikleri ihtiyaçtı.” İnsan gücü tüm bu zaferlerin merkezindeydi ve insanlar için merkezi güç birlikti.

Mahji, şirket yetkililerinin “et ve likör sağlayarak halkımızı satın almaya çalıştığını ancak tek bir kişinin şirket lehine konuşmadığı” bir köy toplantısından bahsetti. Benzer şekilde 1998 yılında Birmingham’da düzenlenen G8 zirvesinin dışarıda Pettifor ve arkadaşları tarafından protesto edilmesinin İngiltere hükümetinin ‘Gerekirse G8 liderlerinin günü uzakta bir kalede geçirebilecekleri mesajıyla başlarından savılmaya çalışılmasının ardından pek çok insan etkilenmemiş gibi göründü. “Ancak birdenbire Birmingham istasyonunun dışında dururken binlerce destekçinin dışarı döküldüğünü gördüm. Hükümetin taktiği başarısız olmuştu ve Başbakan, 100.000 Jubilee 2000 taraftarının temsilcileriyle görüşmek üzere Birmingham’a geri dönmek zorunda kaldı. ” Akıllı olmakla birlikte lobi, ancak omuz omuza bir araya gelmiş önemli grupların doğrudan eylemiyle eşleştirildiğinde etkili olur.

Dördüncü olarak beşinde de, çok yetersiz kaynaklarla çalışmak zorunda oldukları anlamına geldiği halde, bağışçıların kampanyaların gündemlerini şekillendirmesini reddetti. Njehu’nun belirttiği gibi, “Bağışçılar planlarımızı değiştirmek için bize geldiklerinde, onlara Paranızı almayacağız dedik, çünkü planınızı takip etmek istemiyoruz.” “Para önemlidir,” dedi; ” Fakat düşüncenizi değiştiremez. İnsanlar bunu kendi kampanyaları olarak anlarlarsa para olmadan kampanya kurabilirsiniz. Bunu onların problemi olarak görmezlerse, hissettiklerini ihtiyaç olarak anlamaları için onlara para veremezsiniz.” Naidoo, artan bir şekilde bağışlara verilen önemin birçok sosyal adalet örgütünü zayıflattığını söyledi: “Şimdi, toplumsal hareketler, sendikalar, ilerici güçler ve STK’lar için gerçek şu an. Muhafazakârlık ve bürokrasileri, onları ezici çoğunlukla küçük, yalıtılmış bir süper zenginlik sınıfı arasındaki bu büyük çatışmada izleyici yapanlarla kırmak zorunda “dedi.

Beşinci olarak her lidere gençlere nasıl bir tavsiye vereceklerini sordum. Hiçbiri daha resmi eğitimin avantajlarından bahsetmedi. Bunun yerine kampanyaların kaçınılmaz uzun süreci için gerekli olan kararlılıktan bahsettiler. Mahji ‘Asla pes etmeyin’ dedi. ‘Şartlar ne olursa olsun, size  ne kadar eziyet ederlerse etsinler sadece yolculuğunuza devam edin ve topluluğun ilgisini kişisel ilgi alanınızın en üstünde tutun.’ Başarılı olmak için yapılacak herhangi bir mücadele için mutlaka fedakarlık yapılması gerekir ve bunun için kısa yol yok “dedi. ‘‘Dünyayı olduğu gibi kabul etmeyin’ diye ekledi Tatchell. “Dünyanın ne olabileceğinin hayalini kurun ve sonra bunun gerçekleşmesine yardım edin.” Pettifor’un gençlere tavsiyeleri özellikle dokunaklıydı: “Samimi kararlılığınız övgüye değer” dedi, “ancak bazı diplomatik beceriler kazanmış olsaydınız daha da ileri giderdiniz.”

Son olarak önemli kampanyalara imza atan bu beş lider de kendi hikayelerinin başarısızlıklarla ve çuvallamalarla dolu olduğunu vurguladı. Favorim Naidoo’dan geliyor: “Nelson Mandela’nın serbest bırakıldığı gün” diye bana Tunus’taki bir barda itiraf etti, “Benim ona bakmam gerekiyordu. Ama bu planlanmamıştı, her şey çok hızlı oldu, etrafta çok fazla şey olup bitiyordu ve onu kaybettim. ” “Onu kaybettin mi?” Diye sordum. “Evet, elimizde telefon yoktu, onu kontrol altında tutamadık. Nerede olduğunu bilmiyordum.” “Sen Mandela’yı mı kaybettin?” ” Evet.” “Sendika mücadelesine öncülük ettin, Apartheid’i devirmeyi sağladın, fakat Mandela’yı kaybettin.”  “Evet, biliyorum”.

Genel olarak, eğer adalet için kampanya toplumsal bir bilimse, o zaman bu dersler ‘daha az bilim’ ve ‘daha sosyal’ olduğunu önermektedir. Başarılı propagandacıların hikayelerinin her biri, daha derin, daha etkili bir şeyin içine girdiklerini ve değişikliği daha yararlı hale getirmek için çalıştıklarını ortaya koydu, çünkü Angela Davis’in söylediği gibi “Artık değiştiremediğim şeyleri kabul etmiyorum. Kabul edemediğim şeyleri değiştiriyorum. ” Onların bilgelikleri bıraktığım ruhu yeniden keşfetmem için bana yardımcı oldu.

Translated from : https://www.opendemocracy.net/transformation/ben-phillips/five-successful-campaigners-share-their-secrets

 

 

Reklamlar

İş Yerinde İletişimi Hizaya Getirmek İçin Veriler Nasıl Kullanılır?

Kelimeler zordur. İletişimsizlik iş yerlerinde sık sık olur. İncitir, engeller ve hatta düşmanlık yaratır. Başka bir deyişle : Bu iyi değil! (No bueno.)

Güvensiz ve korunaksız olabilen bu belirsiz iletişimde aramızda bir kahraman yaşıyor. Bu kahraman verilerdir. Bu daha önce defalarca söylendi ama tekrar etmeye değer : Sayılar asla yalan söylemez.

Ama işte başka bir zor bölüm : Herkes sayılarla rahat değildir. Ürünü pazarlamayla buluşturma aşamasında hızla ilerliyorken buna her zamankinden daha çok dikkat etmemiz ve değiştirmemiz gerekir.

Ürünle pazarlama arasındaki ilişki incelenmeli, açıklanmalı ve optimize edilmeli – yani anlaşılmaya ve iletişime geçilmesi gerekiyor. Verileri kullanmak ise bunu etkin olarak gerçekleştirmenin tek yoludur.

Bu CommunicateBetter.io dersinde bir sayı çaylağı ya da  sayı budalası olsanız da hepimizin sayılar hakkında  nasıl konuşabileceğini ve hemfikir olabileceğimizi göstereceğim.

1.Basitleştirin

keepitsimple

Süslü algoritmalar göstermeyin ve denklemleri karmaşıklaştırmayın. Hiç kimse bir ukalayı sevmez. Sayıları sade, basit ve de en önemlisi doğru tutun.

Veri iletişimini basitleştirerek ‘Veri Bilimi’nde master derecesi olmayanlara da açık tutarsınız. Herkesin her zaman konuşmanın/konunun bir parçası olma fırsatı olmalıdır. Okumaya devam et

ALIŞILMADIK BİR CEO: FRED COOK

Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Kurumsal İletişim Yüksek Lisans Programı tarafından hazırlanan Bilgi PRCC Kurumsal İletişim Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu Golin’ in CEO’su Fred Cook’tu. Golin’den, müşterilerine, pazara ve medya ilişkilerine kadar birçok konuya değinen Cook öğrencilerin de katılımı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Fred-Cook-CEO-GolinHarris

Bilgi PRCC Kurumsal İletişim Sohbetleri’nin bu haftaki konuğu; 1956 yılında Interpublic Group’a bağlı olarak kurulan ve Johnson & Johnson, McDonald’s, Toyota Motor, Wal-Mart ve Dove gibi dev müşterilere sahip olan iletişim şirketi Golin’in CEO’su Fred Cook oldu. Sohbette Cook;  Golin’in müşterilerinden, pazardaki örneklere, yaptıkları işlerden, rakiplere, medya ilişkilerine ve son olarak stajyer uygulamalarına dair bilgiler paylaştı.

‘’Doğaçlama’’

Efsane CEO Fred Cook konuşmasına kendi yazdığı; hayatını ve kariyerini anlattığı kitabının da adı olan ‘’Doğaçlama’’ (Improvise) kelimesi ve üzerine konuşarak başladı. Halkla İlişkiler’in sıkıcı ürünleri alıp özel hale getirmek olduğunu söyleyen Cook, aslında birçok insanın aynı şeyi yaptığını önemli olanın ise sıradan şeyleri özelleştirmek olduğunu söyledi.

‘’Fikirler insanların aklına birden havadan gelmez, bizler zaten var olan şeyleri farklı açılardan görerek özel hale getiriyoruz. ‘’ diyerek sözlerine devam eden Cook hali hazırda var olan şeyleri farklı açılardan görme becerisinin hayatı farklı şekillerde, her zaman yaptığımızın dışında deneyimleyerek olabileceği üzerinde vurgu yaptı. ‘’… Bunu en basitinden bir gazete sergisi gibi düşünün. Neden her zaman aynı dergiyi alıp okursunuz ki? Bir sonraki sefere hiç okumadığınız bir dergiyi alın ve okuyun. Rahat sınırlarınızın dışına çıkın ve gerçek dünyaya dokunun…’’

IMG-20150503-WA0009

‘’Unternship’’

Dünyanın önce gelen Halkla İlişkiler şirketlerinden Golin’i diğerlerinden farklılaştıran özelliklerden biri de farklı işe alım stratejileri. Bunlardan en çok ilgi çekeni Fred Cook’un konuşmasında bahsettiği staj programları yani ‘’Unternship’’. Bu program ile elemelerden geçerek ilk 3’e kalan adaylardan her zaman yaptıklarının dışında bir gün geçirmeleri ve sınırlarını zorlamaları bekleniyor. Fred Cook programın ilk stajyeri Akinbola Richardson’dan bahsederken ‘’…Biz onlara ilk 3 ay ofise hiç gelmemeleri ve ellerinden geldiğince farklı şeyler deneyimlemeleri için para veriyoruz.’’ diyerek önem verdikleri değerleri staj programları ile de yansıttıklarından bahsetti.

‘’Herkesin bir fikri vardır, kendinizinkini hayata geçirmekten korkmayın!’’

Gençleri kendi fikirlerinin peşinden gitme konusunda yüreklendiren Cook, kendi start-up’larını başlatan hiçbir girişimcinin başında ne yaptıklarını bilmediklerini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti, ‘’Mark Zuckerberg sadece bir üniversite öğrencisiydi ya da Michael Dell veya Bill Gates… Hiçbirinin en başında ne yaptıkları hakkında herhangi bir fikirleri yoktu. Tıpkı benim gibi… Bende genç bir adamken ‘’Ayık Şoför’’ uygulaması ile çığır açacağımı düşünmüş ama batmıştım. Önemli olan ise o süreçten öğrendiklerim oldu.’’

Halka İlişkilerin Kilit Noktası: Medya İlişkileri

Halkla İlişkilerin geleneksel olarak düşünüldüğünde de en önemli paydaşlarından biri olan medya ile olan ilişkilerinin önemi üzerinde duran Cook bu konuya da farklı bir bakış açısı ile yaklaştı. Bazen uzun uzadıya araştırmalar yapacak vaktimizin olamayacağını bu durumda sadece kendi fikirlerimize güvenebileceğimizi söyleyen Cook sözlerine Steve Jobs’ın örneği ile devam etti. ‘’Steve Jobs bir mucit değildi o sadece zaten olan bir şeyi daha da özel hale getirdi ve sadece kendi fikirlerini önemsedi.’’ Steve Jobs örneği ile konuyu ‘’medya ilişkileri’’ düzleminde inceleyen Cook, iyi bir medya ilişkisi örneği olarak Jobs’dan şöyle bahsetti, ‘’Tıpkı Steve Jobs gibi kendi yolunuzdan yürümeye ve fikirlerinizi açıkça söylemeye korkmayın.  Jobs kendi yolunda öyle emin adımlarla yürüdü ki medya ilişkilerini bile kendi kurdu ve Time’ı arayarak kapak olmak istediğini söyledi…’’

IMG-20150503-WA0008

Cook: Golin’de Ceo olabileceğimi ben bile hayal etmemiştim

Kendi kariyer hayatındaki başarısızlıklarından ders alarak ilerlediğini ve sürekli planlamak yerine şartların gerektirdiği gibi davrandığını söyleyen Cook Golin Pr’da başlayan hikayesini şöyle anlattı:

“Birçok iş yaptım ve hepsinde başarısızlığa uğradım. 36 yaşındaydım ve hiç param yoktu. Daha sonra Los Angeles’ta vekil öğretmenlik yapmaya başladım. Dersler çok yoğun değildi. Ben de aynı zamanda Kaliforniya Üniversitesi’nde (UCLA) PR dersleri alıyordum.  Birkaç dersten sonra Los Angeles’ta küçük bir şirkette işe başladım. Bu şu anda çalıştığım şirketti : Golin PR. O zamanlar şirketteki hiç kimse ben de dahil benim CEO olabileceğimi  hayal bile etmemişti. Çünkü 36 yaşındaydım, liseden zar zor mezun olmuştum, hiç bir işletme eğitimim yoktu, bilgisayarı iki parmakla kullanıyordum. Ama sadece tek bir şey biliyordum. ‘Doğaçlama’yı öğrenmiştim. Geçmişte yaptığım işlerde en büyük ihtiyacım duruma göre nasıl hareket edileceğiydi.Ve bütün bu deneyimlerimi kariyerimin her adımında kendimi yeniden keşfetmek için kullandım.”

G4

PR’Da Bir Devrim :  Yeni Bir İş Modeli  G4

Golin PR’da 4 yıl önce G4 denilen yepyeni bir iş modeline geçilmiş. 25 yıllık deneyimden yola çıkarak tasarlanan modele göre ajans çalışanları dört uzmanlık alanı etrafında yerleştiriliyor. Araştırma, planlama ve iç görü alanlarında uzman bir ekip(explorers) , yaratıcılık, tasarım ve üretimde uzman bir ekip(creators) ; geleneksel ve sosyal medyada uzman bir ekip(connectors) ve  işin merkezinde hesapları yöneten, takımı organize eden ve kampanyalar geliştiren ‘katalizör’ dediğimiz insanlar bulunuyor .

Bu modelin PR sektöründe bir devrimdir niteliğinde olduğu belirten Fred Cook  ‘Daha önce kimse böyle bir şey yapmadı. Bunu nasıl yapacağımızı anlatan okuyacak bir kitabımız yoktu, bir PR şirketini yeniden biçim verecek danışmanlar yoktu, örnek alacağımız bir model yoktu. Çünkü bunu daha önce yapan olmamıştı. İstediğimize kendimiz ulaşmak zorundaydık. Tıpkı bir köprü gibi yeni teknolojiler geliştirdik, eğitim programları oluşturduk, işe bu topluluğu besleyecek insanlar aldık.  Ve hala bu sistemi geliştirmeye devam ediyoruz.’ dedi  .

Bu değişime kendilerini adadıklarını söyleyen Cook bu bağlılığı göstermek için GOLIN PR’da bir ritüel olan ve herkesin o zamana kadar hiç yapmadığı bir şeyi deneyimlediği  GO ALL IN DAY denilen  özel günde kendisine bir G4 dövmesi yaptırmış. İşte Fred Cook’un Go All In Day deneyimi:

Fred Cook : Cesaret küçük deneyimlerle inşa edilir.

Fred Cook son olarak farklı olabilmek ve fark edilebilmek için cesaret istese de hayatta kimsenin yapmanın önemli olduğunu cesaretin de küçük deneyimlerle inşa edildiğini vurguladı. Ve sözlerini şöyle bitirdi :

‘Her zaman okuduğunuzun dışında başka bir dergi okuyarak işe başlayın, kimsenin izlemediği filmleri izlemeye gidin, bir Kore restauranta gidip menüde en baharatlı şeyi sipariş edin, Mark Zuckerberg’e neden Facebook’ta çalışmayı istediğinizi anlatan bir mail atın ve başarısız olmaktan hiç korkmayın. Size verebileceğim bir mesaj da kariyeriniz maaşınız artışlarınız ve primleriniz değil sizin deneyimlerinizle ilgilidir. Sizi özel kılabilecek her şeyi yapın.’

 

Gizem Çimen & Fatoş Kara & Didem Özkaymaz

Büyük Kaçış : Araştırmalar kurumsal hayatın gizli mücadelelerini ortaya çıkarıyor.

xoxoİş tatmini işinizden zevk almanın anahtarıdır.

Tyba ve TNW Jobs startup (genç yenilikçi) şirketlerde ve geleneksel kurumsal şirketlerde çalışan insanlar arasındaki iş tatmini farklılıklarını keşfetmek için bir araştırma yaptıklarında şok edici sonuçlarla karşılaştık. Geleneksel kurumsal şirketlerde çalışan insanlar startup şirket çalışanlarına göre 2 kat daha tatminsiz ve  çalıştıkları şirketten ayrılmak istiyorlar.

Araştırmaya ilişkin rakamlar oldukça şaşırtıcı ve insanların işleri ve kariyerlerinin değeri hakkında düşünce ve hislerindeki muazzam değişimi gösteriyor. Okumaya devam et

Mükemmeli Bir Kenara Bırakın ve Müşterilerinizle Hemen Konuşmaya Başlayın

Talk-to-your-customers

Customer.io ilk açıldığında ilk mailimizi 6 ay sonra göndermiştik. Geri dönüp baktığımızda bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en aptalca şeydi.

Bir giriş sayfası koyduk ve ve aylarca e-mail adresi topladık. İnsanlar üye olduklarında ‘Üye olduğunuz için teşekkürler.’  mesajı alıyorlardı.

Mail göndermeye korkmuştuk. ‘Hiçbir şey söylememek kötüdür. İnsanların ürünlerimize bakmalarını sağlamak için sadece tek bir mail atma hakkımız var. Hadi bunu mükemelleştirelim.’ diye düşündük.

E-posta listesi işe yaramaz hale geldi ve biz baştan başlamak zorunda kaldık.

Bu communicatebetter.io dersinde açılıştaki korkunuzu nasıl aşacağınızı ve müşterilerinizle e-mail kullanarak nasıl iletişme geçeceğinizi açıklayacağım.

                            Yazılım Geliştirir  Gibi İletişimi Gözden Geçir

Eylemsizlik sahtekardır. Güvende hissettirir fakat başarısızlığın korkusuyla hareket ettiğinizde eylemsizlik riskli bir felç durumu haline gelir. Okumaya devam et

‘Bir kriz anında en önemli nokta doğruyu söylemek, açık olmak ve krizden kaçmamaktır.’

 

ustalarlabuluşma-fügentoksü

USTALARLA BULUŞMA toplantıları kapsamında konuğumuz TÜHİD Yönetim Kurulu Üyesi  FÜGEN TOKSÜ kurumsal itibar, kriz yönetimi ve dijitalleşme gibi bir çok konuda bizlerle deneyimlerini paylaştı.

Sizleri kısaca tanıdım. Ve bu akşam burada birbirine benzemeyen uzmanlık alanlarının mevcut olduğunu görüyoruz. Sizler aslında iletişime ihtiyaç duyduğunuz için buradasınız. Bu noktadan hareketle kurumlara da baktığınızda ‘İletişim kimin işi?’ diye sorduğumuzda iletişim kapıdaki görevliden en üstteki yöneticiye kadar bir kurumda herkesin işi.

İletişimciler ne yapar ?

Peki iletişimci ne yapar ? İletişimci bir kurumun gelecek hedeflerine uygun olarak iletişim stratejisini hazırlar ve bu stratejiye bağlı olarak bütün çalışmalarının, faaliyetlerinin hangi aşamalarda nasıl gerçekleşeceğini planlayarak gerçekleşmesini sağlar. Ancak bu yapılırken de örneğin çalışanlara dönük bir şey yapıyorsak şirketin İK departmanına çalışma hakkında bilgi verip projeyi birlikte gerçekleştireceğimizi belirtiriz. Çünkü İK nın yönetimi bu departmanın elinde ve biz de iletişimi biliyoruz. Bu nedenle beraber çalışmamız gerekir. Yani biz aslında bir kurumda herkesle iş birliği içinde olması gereken kişileriz. Okumaya devam et