Şirketlerin Sosyal Medyada Yaptığı 8 Hata

Geçtiğimiz günler şirketlerin değerlerini sosyal medyada ne kadar var oldukları ile anlamaya çalıştıkları güzel günlerdi. Şirketin B2B veya B2C olmasının önemi yok sonuçta herkesin müşteri sosyal medya da çünkü herkes sosyal medyada!

Bu noktada markamız için neyin sosyal medya stratejimizi daha iyi hale getirebileceği konusunda düşünmeye başlayabiliriz. Fakat maalesef ne kadar düşünsek de başarılı bir sonuca ulaşamayız. Çünkü markalar sosyal pazarlamayı çok yanlış anlıyorlar. Hem de çok yanlış. Bu yanlışlarla ilgili tanık olduklarım ve hatadan nasıl dönebileceğimize dair önerilerim ise şöyle:

1. Muhafaza > Kazanç

Bu markaların en çok yaptığı hatalardan biri. Sosyal ağlara yeni müşterileri veya gelecekteki aday müşterileri bulmak için bir kaynak olarak bakmaktansa, varolanı muhafaza etmeye daha çok eğilmek gerekir. Araştırmalarımız gösteriyor ki yeni bir Facebook fanı, muhtemelen bir müşteriye dönüşecektir. Fakat varolan müşteriniz Facebook’ta fanınız haline gelirse bu onun hayat boyu marka bağlılığını artıracak ve alım davranışını iki katına çıkartacaktır. Okumaya devam et

Reklamlar

Uzaktan Çalışan Bir Ekiple İletişimi Nasıl Daha İyi Hale Getiririz?

İletişim temelinde tüm organizasyonlar için zordur. Fakat aynı zamanda iletişimi nasıl yönettiği bir organizasyonun hayatta kalıp kalmamasını belirleyen en önemli etkendir. Uzaktan (remote) çalışan organizasyonlar içinse bu iki katı daha zor…

Peki o halde uzaktan çalışan organizasyonlar için iletişimi nasıl daha iyi hale getiririz? Üç şeyi iyileştirerek bunu başarabiliriz: erişim, yön ve süzme.

  1. ERİŞİM

İletişim herkesin her şeye erişimi olduğu noktada iyiye gider. Herkesin herşeye erişimi olduğunda kimsenin ‘’Bu konuda bana bir not gelmedi’’ deme ihtimali olmaz.

Bütün ekibin erişmesi gereken iki çeşit iletişim vardır: ‘’nabız’’ ve ‘’referans’’ bilgileri. Biraz daha açmak gerekirse:

  • ‘’Nabız’’ hergün iş akışı ve ilerleyen projelerle ilgili bilgilerin paylaşılması anlamına gelen bilgidir. Hızlı ilerleyen ve sürekli değişen bir doğası vardır tıpkı nabız atışı gibi…
  • ‘’Referans’’ ise iç süreçleri ilgilendiren, gizliliği olan ve az değişen bilgilerdir. Sistemlere girişte kullanılan şifreler, sigorta tazminatlarının nasıl işlediği ve işini yaparken kullanacağın bir sürü yol gösterici bilgi…

Anlaşılacağı üzere e-mail iç iletişim için aslında en kötü yol. Bunun sebebi maili yolladığınız kişiyi iletişimin nabzından uzak tutma riskinin yüksek olması ve referans olarak kullanılacak önemli bilgileri depolamak için de çok iyi bir yer sayılmaz…

  • Nabız bilgileri için iç iletişimde kullanılan sohbet sistemlerini kullanmak mantıklı olabilir (Slack,HipChat… gibi). Bu sistemleri kullanmak çok mantıklı çünkü tüm iletişim açık bir şekilde yapılıyor ve bu da organizasyondaki herkese neler olup bittiğinden haberdar olma imkanı sağlıyor.
  • Referans bilgileri için ise dokümantasyon için kullanılan sistemleri kullanabilirsiniz (Hackpad, GitHub wiki veya Google Docs gibi). İyi referans bilgilerin kaynağı iyi bir araştırma ve organizasyondan geçer. Bunu sağladıktan sonra ekibin bir şey öğrenmek istediğinde birbirine sormadan bilgiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Birçok şirkette bu tarz dokümanlar bulunmaz. Eğer yoksa ve ekip arkadaşlarınızın sürekli sorduğu sorular varsa dokümanları siz yaratın. Cevapları yazın ve linkini herkesle paylaşın! Okumaya devam et

Sosyal İlişkileri Güçlendiren 7 İmrenilecek Şirket Kültürü

İş yeri koridorlarında yapılan kısa muhabbetler eskiden zaman kaybı olarak görülüyordu ama modern liderler bunun iş performansını da direkt etkileyen olumlu bir etken olduğunun farkında.

Sadece çalışanların ‘’verimliliğine’’ odaklanan eski kafalı bakış açısına göre hala bu konuşmalar zaman kaybı. Bu tarz yönetim stilleri altında çalışanlar amaçlarını ve hedeflerini kaybedebiliyorlar. Bu sebeple çalışanların birbirleriyle iletişim kurabilecek ortamlara ve olanaklara ihtiyaçları var. Bu da arkadaşlık ve dostluk kültürünün şirkette yayılması ile ancak olanaklı kılınabilir.

Liderler bazen bu problemleri daha çok ‘’pizza partisi’’ vererek veya işten sonra yapılacak buluşmaları artırarak aşmaya çalışıyorlar. Fakat bu tarz aktiviteler her zaman yeterli olmuyor. İş dışında yapılan aktiviteler çalışanlar arasındaki arkadaşlığı artırabilir ama direkt olarak işe yansıma almak istiyorsak bu iletişimi iş ortamında kurmalarına izin vermemiz gerekir.

mashh

Bu durumu kafamızda biraz daha netleştirebilmek adına birkaç örneğe göz atalım: Okumaya devam et

Takım İçi İletişimi Uyumlu Hale Getirmenin Güçlü ve Basit Yolu!

Şirket içi iletişimde kullanılan Google Snippets tıpkı Google, Facebook, Foursquare veya Buzzfeed gibi güçlü fakat bir o kadar da kolay bir sistem.

‘’…Snippet şirketin nerede olduğunu ve nerede daha iyi performans gösterebileceğini kuş bakışı görmenizi sağlayan harika bir uygulama!’’-Dennis Crowley, Foursquare kurucusu ve CEO’su

Snippet diğer ekiplerin neler yaptığındna haberdar olmak için kolay ve kullanışlı bir sistem. Snippet’la şirkette şeffaflık daha yaygınlaşır, herkesin birbirinin süreçleri hakkında daha somut bilgisi olur ve bu durum da insanların birbirini çekiştirmesini engeller.

S_Foto1

Bu derste Snippet’ın nasıl çalıştığı, neden çok güçlü olduğu ve bir şirketin iletişimi adına nasıl önemli olduğu konularını açıklıyor olacağız.

Google Snippet Nasıl Çalışır?

Genel anlamda Google Snippet’ler eskiden beri kullanılan durum güncelleme programları ile aynı mantıkta ama bir farkla.

Snippet sadece patronlarla bilgi paylaşmanın ötesinde , herkesin birbiriyle iş durumunu paylaştığı ve bütün şirketin görebileceği bir şekilde oluşturulmuş bir programdır.

Her çalışan gündelik veya haftalık, bir sonraki gün veya hafta neler yapacaklarını yazmalarını isteyen bir mail alır ve böylece gelecek gün veya haftanın planlaması yapılmış olur.

Bu maile gelen tüm yanıtlar herkesin görebileceği ortak bir alanda toplanır ve o gün geldiğinde otomatik olarak maille paylaştırılır.

S_Foto2

Sistemin kolaylığı sizi aldatmasın aslında üretkenliğe ve başarıya ket vuran birçok dağınıklık bu sebep sayesinde etkili bir biçimde yönetilebiliyor.

Google Snippet’in Etkisi Neden Bu Kadar Güçlü?

Her gün veya hafta neler yapılacağını planlayarak paylaşmak üretkenliği artırmak için yerinde bir harekettir.

Bu durum size mantıksız gelebilir ama Harvard Üniversitesi profesörü Teresa Amabile ve Steven Kramer’in de söylediği Süreç Prensibi’ne göre ‘’anlamlı bir amaç için yürütülen süreç çalışanları motive etmedeki birinci etkendir’’.

Profesör Amabile’e göre her gün süreçte nerede olunduğuna ve neler yapılacağına bakmak için 5 dakika ayırmak çalışanların yaptıkları işlerle daha çok bağlantı kurmalarını, daha mutlu ve üretken olmalarını sağlar.

Madalyonun öteki yüzüne bakacak olursak Google Snippet çalışanların iş akışını minimal düzeyde de olsa bilen, eş zamanlı çalışmalarını sekteye uğratan bir uygulama diyebiliriz.

Bazı şirketler sistem kullanmak yerine snippet’ı e-mail üzerinden de ilerletebiliyor. Emaili bir ara bağlayıcı olarak kullanmak, sisteme girip oturum açmak ve bağlantı sağlamakla zaman harcama durumu karşısında daha efektif olabilir.

Snippet’le birlikte periyodik e-mailler bile ölçülebilir bir yönetim çözümü haline geliyor. Bireysel düzeyde baktığımızda snippet çalışanları tüm organizasyon önünde şeffaf bir hale getiriyor ve her bir çalışanın iş süreçlerinde nerede olduğunu gösteriyor. Böylece hem ekibin tüm bireylerini birbiriyle hemde tüm şirketi makro düzeyde iletişim kurar hale getiriyor.

Snippet şirket içerisindeki politik ağız dalaşlarını azaltır bile diyebiliriz. Bu durumu doğuranın genel olarak insanların birbirlerini doğru yönetememeleri olduğunu düşünürsek, Snippet kimin ne yaptığının bir kaydını tutar ve yönetimi kolaylaştırır.

Snippet’i Şirket İletişiminizin Ana Aracı Haline Nasıl Getirirsiniz?

Yeni bir sistemi ekibinize tanıtmak ve kullanmaya başlamalarını sağlamak ilk etapta sizi zorlayabilir. İşte bu durumda işinizi kolaylaştıracak birkaç yöntem:

  1. Acıyı otomatikleştirerek uzaklaştırın

Bazı şirketlerde sadece google snippet’in koordinasyonu ile ilgilenen  bir müdür veya sorumlu bulunur durumda. Bu kişilerin görevi basitçe herkese haftalık veya günlük rutinde mailler yollamak ve süreçlerde nerelerde olunduğunu, nelerin tamamlandığını bildirmek.

Bu kişiler daha sonra tüm çalışanlardan gelen geribildirimleri toparlayarak yine tüm ekibe gönderiyor durumda.

Bu gidişatta en büyük sorun, bu e-mail gönderim işini yapan kişi için çok zor ve zaman alan bir iş olması.

Snippet’leri manuel bir şekilde girmektense daha önceki yazımda bahsettiğim IdoneThis gibi bir uygulamayla senkronize ederek daha otomatikleştirebilirsiniz.

  1. Memnuniyeti paylaş, geri bildirim ver ve Snippet hakkında konuş

Snippet’lerin en büyük getirisi ekip üyelerinin neler yaptığı hakkında bilgi sahibi olunmasıdır.

Snippet’ler size ekip arkadaşlarınızla kolayca iletişime geçebileceğiniz bir ortam sağlıyor.

S_Foto3

Snippet paylaştıkça tüm ekip üyeleri daha çok paylaşmak için hevesli hale gelir ve bu durumda şirket kültürünüzü oluşturmak için önemli bir adımdır. Bunun en önemli sebepleri ise ekip üyelerinin birbiri ile ilgili geri bildirim paylaşabilme imkanı sağlaması.

  1. Snippet’leri birebir değerlendirmelerde ve periyodik performans görüşmelerinde kullanın

Snippet’i kullanmayı başladıkça elinizde oluşacak en büyük birikim tüm şirkette neler yapıldığına dair yüzde yüz doğru bir datadır.

Örneğin son projenizle ilgili tüm şirket çapında neler yapıldığını incelemek için Snippet’lerin dökümünü çıkartabilirsiniz.

Veya çalışanlarınızı birebir değerlendirmeniz gereken durumlarda yine Snippet’lere başvurabilirsiniz.

Hem çalışanlar hem yöneticiler adına Snippet’in en büyük katkısı performans değerlendirme aşamasında doğru ve somut datalar yaratıyor olması.

Sonuçta ölçümleyemediğiniz bir  şeyi değerlendiremezsiniz de…

  1. Eğlenceli hale getirinSon olarak eğlenin!

    Biz kendi şirketimizde IdoneThis’i işle ilgili neler olduğunu paylaşmanın yanı sira kendimizle ilgili neler olduğunu paylaşmak için de kullanıyoruz. Bunu yaparken #kişisel (#personal) hashtaginden yararlanıyoruz.Böylece özel hayatlarımızdan eğlenceli kareleri de birbirimizle paylaşmış oluyoruz!

S_Foto4

Snippet’lerinizi de aynı şekilde eğlenceli içerikler yaratmak ve gün içinde kafanızı dağıtmak için kullanabilirsiniz.

Unutmayın ki Snippet çok güçlü ve  yaratıcı bir iletişim yöntemidir.

 

Tüm bu yöntemleri efektif bir şekilde kullanırsanız-hazırsınız!

Gizem Çimen (Translated from: http://www.communicatebetter.io/Walter Chen is the co-founder and CEO of iDoneThis.)

Daha İyi Bir Şirket İletişimi İçin İlk Kural

Şirketinin 2 pizzanin tüm ekibi doyuracak kadar küçük olduğu zamanlari hatırla.
Bunlar eski güzel günlerdi… Herkes şirketin nasil caliştiğını, nelerin önemli olduğunu ve kimin şirketi büyütmek adına neler yapabileceğini önceden kestirebildiği güzel günler…
Iletişim günümüzde her alana yayılmış vaziyette ve hizla gelişmeye devam ediyor. Bu sözler tanidik geliyor mu?
Herkesin uyumlu caliştiği durumlarda birlikte hareket etmek daha kolay olur ve bu da şirketi vizir vizir calişir bir hale getirir. Peki bu tanidik geliyor mu?
Bilgi hangi şirket için olursa olsun en önemli kaynaktır. Şirket büyüdükçe içerisine giren bilgi miktari da artar ve bu durumu her departman kendine gore yönetmeye başlar. Ve zamanla departmanlar arasi bilgi akışını elde etmek zorlaşır.
Bu şartlar altinda şirketiniz iletişimin yeni yollarini kendisine gore adapte etmeli ve bilgi paylasimini baslatmalidır. Aksi takdirde uyum icerisinde olma durumu yok olacaktir. Tüm bunlar da şirketteki herkesin bilgi paylaşım sürecinde proaktif olmasini gerektirir.
Bu yazida sizlere şirketinizde harika bir iletişim kültürü kurmak icin kullanilabilecek sahane anektodlar paylasacağım ve bunu yaparken  sadece en onemli kurali takip ediyor olacağiz: Asla kimsenin neler olup bittiğini tahmin etmeye calismasina izin verme!

İlk olarak iletişimin, ekibin gelişimini nasil etkileyebileceğine ve zararli sonuçlar doğurabileceğine bakalim…
İletişim Kurmaya Çalismak Nasil Zararli Sonuçlar Doğurabilir ki?
Şirketiniz büyüdükçe iletisimi sağlamak daha da zorlasir. Ben Horowitz’in de dediği gibi; ‘’Şirket buyudukce iletisim en buyuk zorluklardan biri haline gelir’’. Şirket buyudukce bireysel olarak diger takimlarin neler yaptigindan, sirkete sagladiklari katkilardan daha az haberdar olmaya baslarsin. Bu durum zamanla tum sirketin dis dunya ile kurdugu baglantiyi da etkilemeye baslar.
-Bir is icin beklediginiz geri dönüş süreleri artmaya baslar
-Satislar etkilenmeye baslar cunku piyasada olup biten bilgilerin sirkete ulasmasi asamasinda iletisim kopukluklari olusur
-Satiscilarin; pazarlamacilarin ve pazarin kendisinin verdigi mesajlar birbirinden uzaklasmaya baslar.

Soylemeye calistigim ana tema su ki; sirketin 5 kisi iken uyguladigi iletisim stratejisi ile 15 kisi iken uyguladigi iletism stratejisi ayni olamaz. Iletisim canli bir olgudur ve surekli adapte edilmesi gerekir.

Sirketinizin Iletisimini Gelistirecek 5 Proaktif Fikir
1-Bir Gunu Bir Baskasinin Isini Yaparak Gecirmek
Calisma arkadasinizin ne yaptigini anlamanin en iyi yolubir gunu onun yerinden bakarak gecirmek olacaktir. Gercektende sirketinizdeki diger insanlarladaha iyi iletisim kurmak istiyorsaniz en azindan bir gun onlarin isini yapiyor olmak etkili bir yontem olacaktir.
Tabi ki bunu yapmak her zaman cok imkanli degil. Ornegin bir muhendis degilseniz bir gun boyunca onun isini yapmak cok olasi gozukmuyor. Fakat yine de onlarla vakit
gecirerek neler yaptiklari hakkinda fikir sahibi olabilirsiniz. Ornegin su konularda neler yaptiklarinianlamak guzel bir baslangic olacaktir:
-Islerini yaparken gunluk olarak karsilastiklari zorluklar
-Senden veya senin departmanindan beklentileri
-Onlara nasil yardimci olabilirsin?
Musterileriniz ile de bu tarz bir iliski kurmak etkili olacaktir. Ornegin urunlerinizle ilgili neyden memnun degiller veya neye ihtiyaclari var ? InDinero nun CEO su Jessica Mah. in da soyledigi gibi …Binalarinizdan cikin ve musterinizi sizin urununuzu kullanirken izleyin.

 

 Herkese Ortak Alan Yaratacak Sistemler Kullanın

İşlerini başarılı bir şekilde yapmanı sağlayan, alışkanlık oluşturduğun bazı sistemleri kullanıyor olabilirsin ama asıl önemli olan bu sistemlerin şirketteki diğer araçlar ile bütünleşmiş bir şekilde çalışıp çalışmamasıdır.

Neredeyse hepimiz gün içinde çalışmalarımızı bilgisayar başında yaparız ve bütün değerli iş çıktılarımız bu sistemler üzerinde kayıtlı olur. Eğer bu sistemler herkes tarafından kolaylıkla erişilir ve kullanılabilir olursa diğer çalışanlar da bilgilerini aynı sisteme depolayabilirler. Böylece herkesin ortak olarak yararlanabileceği ve iletişim halinde kalabileceği bir kaynak oluşmuş olur.

Her ekip için en uygun ve herkesin yararlanabileceği sistemi oturtmak kolay gibi gözükse de o kadar kolay olmayacaktır. Ve eğer seçtiğiniz sistem tüm ekiplerin entegrasyonunu sağlama aşamasında sorun yaratıyorsa bu işleri kolaylaştırmaktan çok zorlaştıracaktır.

Neyle Uğraştığını ve İşlerin Nasıl Gittiğini Paylaş

Başka departmandaki bir insanı çalışırken gördüğün zaman onun için; ‘’Ne kadar da sıradan bir gün’’ diye düşünebilirsin. Peki, sadece bir bakışta onun ne yaptığı hakkında ne biliyor olabilirsin? İşte bunu anlamak için neler yapılabileceğine, çokça kullanılan birkaç sistemden bahsederek bir göz atalım…

  • Trello, tıpkı bir ilan tahtası gibi kullanılır ve insanların günlük operasyonlarda nasıl bir yol haritası izlediklerini ve ne durumda olduklarını yansıtmalarına imkân verir. Bunu yapmak için şirketteki herkesin erişebileceği şekilde erişim verip linki paylaşmak yeterli. Bu sistem herkesin kullanabileceği kadar basit ve pratiktir.
  • IdoneThis, insanların işlerin nasıl gittiğini ve süreçlerle ilgili takip sağlayabildikleri bir sistem. Örneğin; herkesin sistemi kullanmasına gerek yok, herkese erişim vererek sadece senin neler yaptığını takip etmelerini de sağlayabilirsin.
  • Neler yaptığınızın şeffaf hale gelmesini istiyorsanız  Geckoboard veya Leftronic gibi online panolarda paylaşıp sonrasında bunu ofiste bir ekranla herkese yayınlayabilirsiniz.

 

Mailler Nasıl Kullanılıyor?

Nasıl mailleştiğiniz çoğunlukla genel oalrak nasıl iletişim kurduğunuzun işaretcisidir ve ekibinizdeki insanların sizin hakkınızda ne düşündüğü üzerinde büyük bir etkisi vardır.

İlk olarak, ekip arkadaşlarına uzun mailler atmaktan kaçınmalısın. Kimsenin bu kadar uzun bir maili okumaya vakti yok, bu sebeple çoğu zaman neden bahsettiğini anlamıyor bile olabilirler.

İnsanlar SMS’i severler, neden? Çünkü kısadır. Hiçbir zaman SMS’e ‘’Sevgili …. Hanım/Bey merhaba’’ diye başlamayız. Genel olarak kısa ve ne demek istediğimizi direkt söyleyecek şekilde yazarız. İşte bu yüzden uzun maillerden kaçınmalı, hedef odaklı olmalıyız.

Ve eğer sen böyle uzun mailler alırsan, ne söylemek istediklerini hemen sormalısın. Ne olduğunu anlamaya çalışmak zaman kaybetmene sebep olabilir.

Michael Hyatt’ın dediği gibi ‘’…eğer yavaş davranırsan, insanlar senin yetersiz veya boyundan büyük işlere kalkışmış olduğunu düşünebilirler. Eğer çok hızlı cevap verirsen ise senin çok başarılı ve işini bilen bir insan olduğunu düşüneceklerdir. İşte bu algı senin kariyerinin hızını ve gidişatını değiştirebilecek güce sahiptir!’’

Genelde takım arkadaşların ile iç iletişim araçlarını, dışarıdan insanlarla ise e-mail’leri kullanarak haberleşmek gerekir.

İletişimi Şeffaf Hale Getir!

Şirketler iki çeşit iletişim şekliyle karşılaşırlar: birincisi çalışanlar ve yöneticiler arasında olan iç iletişim; ikincisi ise müşteriler, adaylar, basın-yani paydaşlar ile kurulan dış iletişim. İki çeşit iletişim için de transparan bir yol seçmek önemlidir.

– Bağlılığı artırır

– Güven inşaa eder

– Karar verme süreçlerini hızlandırır

Stripe ve Buffer emaillerde transparanlığa en çok inanlardandır. Bu sebeple Gmail’da kullanılan özel bir filtre oluşturdular ve her maili-herkesin almasını sağladır. Tabii yönetilebilecek bir şekilde…

Eğer ekibiniz Slack, HipChat veya Flowdock gibi bir iç iletişim aracı kullanıyorsa bu bütün departmanlar arasında iletişime imkan veren güzel bir fırsattır. Bu tarz kanalları kullanıyorsanız ve günde en azından bir kez bu kanallara bakma imkanın oluyorsa bu seni içeride neler olduğuna dair yine de 10 kat daha bilgili kılacaktır.

Sonuç…

İyi iletişimin nasıl yapılacağı herkese göre değişir. Eğer şirketindeki iletişim stillerinden memnun değilsen sorumluluğu alıp değiştirmeye başlayabilirsin.

Bir başarı kazandığında bunu paylaş! Veya zor durumda olduğunda yardım iste! Eğer şirkette neler yapılıyor, diğer ekipler ne durumda merak ediyorsan öğren!

Şeffaflığın insanların hoşuna gidecek ve sana olan güvenlerini artıracaktır.

 Gizem Çimen (Translated from http://http://www.communicatebetter.io/RonCarpenter)

PR Stratejinizi Alt Üst Edecek 5 Hata

Başarılı insanlar hatalarından ders çıkarabilenlerdir. Fakat asıl başarılı insanlar sadece kendi hatalarından değil, başkalarının yaptığı hatalardan da dersler çıkarabilenlerdir.

            İşte dersler çıkarmamız gereken 5 PR yanlışı:

Medyayı çantada keklik saymak

PR sıkı çalışma gerektirir. PR çalışmaları şirketiniz milyon dolarlar kazanan kurumsal bir dev olduğundan en çok gereklidir ama daha çok olmadığı durumlarda ihtiyacınız vardır.

PR stratejinizi oluştururken yapabileceğiniz en temel hata, ne kadar başarılı, ilgi çekici ve çığır açıcı olursanız olun basının yetkisi altında olduğunuz unutmanızdır.

Medyanın kapsama alanına girmek bir lütuf değildir ve siz hiçbir şey yapmazken gelip sizi bulmaz. Habelerin çıkış yolu işlerdir, yani işletmeler haber trafiğini yaratır. Medyanın ilgisini elde etmek istiyorsanız, onları sizde haber değeri olan cevherler olduğuna inandırmalısınız.

Peki neyin haber değeri vardır? Aslında bu yayın kaynağına ve haberciye göre değişiklik gösterir ve tabiki sizin işinizin neyle ilgili olduğuyla…Yine de haber değeri yaratabileceğimiz ve basının ilgisini elde edebileceğimiz bazı alanlar var, işte bunlar:

  • Ürün lansmanları
  • Yardım kampanyaları
  • Şirketle ilgili önemli gelişmeler
  • Yeni kazançlar

Ne kadar ustalıkla yapılırsa yapılsın her ani yükseliş düşüşle sonuçlanır.

Gereksiz konuşmak

mouth-open

Bütün gönderiler ne kadar iyi kurgulamış olursak olalım bir noktadan sonra yok olacaktır. Fakat bu düşüşü hızlandırmak bir noktada sizlerin elinde. Habercilere yolladığınız maillerin direkt çöp kutusuna gitmesini garantilemenin yolu son döneminizin özeti gibi duran çok uzun içerikler yazmaktır.

MuckRack tarafından son yapılan araştırmaya göre habercilerin %59’u iki veya üç paragraflık; %36’sı ise iki üç cümlelik mailler istiyor.

Aynı zamanda sadece %5’lik bir oran 500 kelimeden fazla içerikler istiyor. Araştırmaya göre gönderdiğimiz içeriklerin uzunluğu, çöpe gitmelerindeki en önemli etken faktör.

Aslında haksız sayılmazlar. Gönderdiğimiz ilk mailler aslında sadece bir ön gösterim. Sadece bu içeriklteki bilgilerle bir makale yazmaya kalkmayın.

Eğer çok önemli ve çok uzun bir bilgi eklemek istiyorsanız bunu mailin içine değil ayrı bir dosya olarak eklemelisiniz.

Zamanlamayı hesaba katmamak

Gazeteciler gerek profesyonel gerekse özel hayatlarından bir işten öbürüne koşan oldukça yoğun insanlardır. Fakat onlarında normale göre daha az yoğun oldukları zamanlar vardır. İşte bu zamanlarda onlara ulaşmak en mantıklı hareketlerden olacaktır.

MuckRack’ın yaptığı araştırmaya göre, gazetecilerin %27’si sabah 6-9 arası, %47’si ise sabah 9-11 arası iletişime geçilmeyi tercih ettikleri ortaya çıkmıştır. Bu da gösteriyordu gazatecelerin %70’lik bir kısmı sabahları iletişime geçilmeyi tercih ediyor.

Bunun nedenini anlamak çok güç değil. Gün uzayıp gitmeden, işler birikmeden, eve gidip gün içinde yetiştirilemeyen işler için endişelenilmeden geçen en doğru zaman sabahlardır.

Herhangi bir basın odasındaki koşuşturmacayı düşünecek olursak haberciler için işler nasıl yürüdüğünü hepimiz az çok tahmin edebiliriz.

Bu prensibi haftanın geneli içinde uyarlayabiliriz. Cuma gelirken tüm habercilerin tek istediği şey haftasonuna sağ sağlim ulaşmaktır…

Bir habercinin dikkatini çekmek isteyen onca haber arasından ayakta kalmak zordur. Günün erken saatlerinde ve haftanın başında mail atmak habercilerin dikkati çekmek için kullanabileceğimiz yöntemlerden biridir.

Soğuk ve mesafeli olmak

71042723

Bir maili yazmak için ne kadar uğraşmış olursak olalım, haberci o mailin içeriğinde haber değeri taşıyan bilgiler bulamazsa büyük ihtimalle çöp kutusuna yollayacaktır.

MuckRack’ın habercilerle yaptığı araştırma gösteriyor ki, gazetecilerin mailleri dikkate almamalarındaki en önemli sebep maillerin spam kokması ve kişisel olarak onları hedefliyor olmaması.

Gazetecilerin bu tip maillerden kaçınmasının temel nedeni, bu tarz içerikleri soğuk bulmaları. Standardize edilmiş mailler gazetecilerde aynı içeriğin başka birçok kişiye gönderildiği algısı yaratcaktır ve tahmin edersiniz ki her gazeteci haber atlatmak ister.

Belki kişilerarası bir iletişime geçmek size yıllar sonrasına kadar etki edecek kazançlar sağlıyor olabilir.

Bir PR profesyoneli olarak hatırlamanız gereken en önemli nokta önemli olanın sadece haberinizin basında yer alıyor olması değil, basın ile iyi ilişkiler kuruyor olmanızdır. Bir haberci iyi ilişkiler kurmak savaşın yarısını kazanmak demektir. İşte bu amaçla kullanabileceğiniz bazı tavsiyeler:

  • İletişim kurmaya çalıştığınız habercinin kim olduğunu bilin
  • Sosyal medyada aktif ve görünür olun
  • Kibar olun

Takip etmeyi unutmak!

Maillerinize cevap almamış olsanız da hiçbir zaman okunmadıklarını düşünmemelisiniz. İleriye uzanmak ve devamlılık PR için en önemli unsurlandır ve düzenli takipte bunların en önemli basamağı.

Eğer mailinizi yolladıktan bir-iki gün sonra hala cevap alamadıysanız durumu hatırlatan bir mail daha atmaktan çekinmemelisiniz.

Gecikmeler PR için çok normaldir ve genelde bir gazeteci mailinizi cevaplamıyor ise ya zaman bulamamış yada unutmuştur. İki türlü de küçük bir hatırlamadan emin olun ki memnun olacaklardır. Kibar ve saygılı olduktan sonra  biraz ısrarcı olmak kötü değildir.

Gizem Çimen (Translated from http://thenextweb.com/ConradEgusa)

Alternatiflerin çok olduğu bir Dünya ve Microsoft

Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Kurumsal İletişim yüksek lisans programınca hazırlanan ve geçtiğimiz Perşembe sekizincisi düzenlenen Bilgi PRCC Kurumsal İletişim Sohbetleri’nin konuğu Forbes Global 2000 listesine göre dünyanın en değerli 2. markası olan Microsof’un Bilgi ve İçerik Deneyimleri Grubu Ülke Müdürü Eşref Günaydın’dı. Microsoft’u, hayatımızı kolaylaştıran uygulamalarını, rakipleri ve pazarı anlatan Eşref Günaydın öğrencilerinde katılımı ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

DSC_1079

Bilgi Üniversite PRCC Yüksek Lisans programı tarafından düzenlenen ve geniş katılımcı ağına sahip olan PRCC Kurumsal İletişim Sohbetleri’nin sekizincisi geçtiğimiz Perşembe gerçekleşti. Mirosoft Bilgi ve İçerik Deneyimleri Grubu Ülke Müdürü Eşref Günaydın’ın katıldığı sohbet Microsoft özelinde günümüz teknolojilerinin değerlendirilmesi, rakipler, start-up kültürü gibi farklı ana başlıkları kapsadı.

‘’Sektörde her boşluk bir başkası tarafından doldurulur’’

bill_gates_microsoft_by_qimoo-d4yb6kk

Konuşmasına son dönem teknolojik gelişmelerinden ve trendlerden bahsederek başlayan Eşref Günaydın, günümüz dünyasında hiçbir ürünün kullanıcılara zorla kullandırılamayacağını ve herhangi bir fayda sağlamayan ürünlerin kullanıcılar tarafından sevilmeyeceğini belirtti. Mobilitenin gün geçtikçe gelişmesi ile mobil cihazların yükselen bir trend gösterdiğini söyleyen Günaydın, bu konuda öz eleştiri yapmaktan da kaçınmadı. Dünyanın en zengin insanları arasında bulunan, Microsoft’un efsanesi kurucu ve eski CEO’su Bill Gates’in de bu öz eleştiri de bulunduğunu belirten Günaydın, Microsoft’un mobilde geç kaldığını ve bu açığı İOS, Android gibi diğer uygulamaları doldurduğunu da sözlerine ekledi. ‘’…Mobile son yıllarda daha ağırlık verdik; Office 365 artık bulut üzerinden kullanılabilıyor halde. Geçen yılda İpad’e Office uygulaması geldi…’’ diyen Günaydın, trendleri takip etmenin bir zorunluluk haline geldiğini, sektörde hiçbir şeyin boşluk olarak kalmadığını; birinin bıraktığı boşluğu bir başka markanın doldurduğunu da sözlerine ekledi. Ayrıca Microsoft gibi büyük markalar için büyüklüğün bir handikap olduğunu; bu durumun hareket kabiliyetlerini kısıtladığı ve bürokrasiyi artırdığını; tüm bunların sonucu olarak ise bazen yeni alanlara girmekte geç kalınabilindiğini söyledi.

Zamanın ruhu ‘’Zeitgeist’’

Bulunulan dönemin trendleri, entellektüel yapısı, politik ve belki de dini atmosferi gibi birçok farklı alanı kapsayan ve ‘’zamanın ruhu’’ anlamına gelen konsept; Zeitgeist son dönemlerin çokça kullanılan tabirlerinden biri. Üretilen ürünlerin ne kadar yenilikçi olmasının dışında pazarlama stratejisinin öneminden bahseden Günaydın da bu konuyu zamanın ruhuna bağladı. Konuyu günümüzün trendlerinden olan giyilebilir saatler örneği üzerinden örneklendiren Günaydın, Microsoft’un giyilebilir saati ilk üreten firma olduğunu fakat o dönemin ‘’ruhunun’’ buna hazır olmaması sebebi ile ürünün piyasadan kalktığını belirtti. Eşref Günaydın, ‘’…Günümüzde ne yapılıyor ise bir öncekinin üzerine birşeyler katılarak yapılıyor…’’ diyerek sözlerine son verdi.

Microsoft bir ‘’Lovemark’’ mı?microsoft_2615528b

Microsoft gibi dünyadaki insanların neredeyse %50’sine dokunmayı başaran güçlü bir şirket için bile başarının sırrının ‘’Lovemark’’ olmak olduğunu belirten Eşref Günaydın, sözlerine ‘’…Dünya artık altenatiflerin çok olduğu bir yer, başarılı olmak da sadece iyi işler yapmakla değil markayı sevdirmekle yani ‘’lovemark’’ olmakla ilgili’’ şeklinde devam etti. Bir markayı yaratmanın, öldürmekten daha zor olduğunu belirten Günaydın, kitleye sahip olduktan sonra önemli olanın bu kitleden faydalanıyor olmak olduğunu söyledi.

DSC_1068

‘’Start up!’’

İnovasyon ve girişimciliğin önemi; start up kültürünün farklı bir yol  olduğunu ve başarıyı getirebileceğini söyleyen Günaydın, start-up  kültürünün yatay bir hiyerarşi getirdiğini, çıkan yeni fikirlerin ise çok  başarılı olabileceğini belirtti.

 

 

Katılımcıların soruları ile interaktif bir şekilde gerçekleşen sohbet Günaydın’ın Microsoft’un bu yıl ‘’veririmlilik’’ temasına yöneldiği ve iletişim stratejilerinde de en değerli şeyin zaman olduğu vurgusunu yapması ile sona erdi.

Gizem Çimen 

 DSC_1079