“Neden iletişimi tercih ettim?”

IMG_8693

İstanbul Bilgi Üniversitesi Kurumsal iletişim yüksek lisans programı kapsamında gerçekleşen Ustalarla Buluşma seminerlerinde bu hafta ÜNİTE İletişim Yürütme Kurulu Başkanı ve İDA (İletişim Şirketleri Derneği)Yönetim Kurulu Başkanı Işıl Arıdağ üniversitemizdeydi. Pazarlama ve reklamcılık üzerine uzmanlığı bulunan sayın Arıdağ iş hayatında edindiği tecrübeleri dinleyiciler ile paylaştı.

Işıl Arıdağ ÜNİTE İletişim’in kurucusu olduğundan bahsettikten sonra hemen bir soruyla başlıyor; “Neden iletişimi  tercih ettim?”
Kendisi doktor ve avukat bir ailenin çocuğu, Robert Koleji ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme bölümü mezunu. Ayrıca psikoloji master programına da katılmış.

İş hayatında büyük hayal kırıklıklarına uğrayan Arıdağ; önemsiz görünen küçük küçük şeylerin aslında bir bütün oluşturduğunu farkına varması 6 ayını almış ve daha sonra halkla ilişkiler ve reklamcılık ilgisini çekmeye başlamış.
Şirket kurarken mesleği iyi bilmek ve çok iyi yapmak yetmiyor; devlete karşı, insana karşı sorumluluklarını bilmesi, strateji planlama, bütçeleme, yaratıcılık, operasyonel, para kazandırma çok iyi olabilir ama kağıt üstünde de çok önemli bir süreç var.

O zamanlar ÜNİTE İletişim’i kurarken ortaklarına iş teklifinde bulunmuş ve ortaklarından birisinin de şu anki hayat arkadaşı olduğundan bahsediyor kısaca.

Türkiye’de erkek girişimciden çok kadın girişimci var. Konu hızla kadının toplumdaki yerine çevriliyor ve kadınlara özel bir kampanyayı tartışmaya başlıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü neden kutlanır?

8 Mart aslında emekçi kadınlar günü olarak bilinir. 1800’lü yıllarda Afrika’da kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip olmadıkları için protesto yapıyorlar ve protesto yerine polis veya emniyet güçleri geliyor. Çıkan arbede ve yangında yüzlerce kadın ölüyor ve bir zaman sonra bu olay unutuluyor. 1919-1921 yılları arasında en başta hayatını kaybeden kadınlar anılıyor fakat zaman içinde bu gün popüler bir hale dönüşüp kadınlar günü olarak kutlanıyor.

Bahsedeceğimiz kampanyanın adı “He for She”. Bu kampanyanın başlangıcı Birleşmiş Milletler’in bir oturumunda yapılıyor ve açılış konuşmasını da oyuncu Emma Watson yapıyor.

Seminer fikir alışverişleri ile Işıl Hanım’ın öncülüğünde devam ederken Emma Watson’ın konuşmasını izliyoruz hep beraber ve konuşmanın vurucu noktaları üzerinde durmaya başlıyoruz. Konuşmada insan hakları vurgusu çok ön planda iken feminizmin yanlış anlaşıldığını daha çok erkek düşmanlığı olarak tanımlandığını vurguluyoruz.

Bir fikrin lansmanı herzaman yapılmıyor bu yüzden mühim olan yayılması ve kitlelerin bu fikri takip etmesi. Arıdağ özellikle kitlelerin takibi konusunun üzerini çiziyor ve iletişimde öğrendiği en kilit noktalardan bir tanesi olduğunu belirtiyor. Kitle yoksa fikir de yok kampanya da!

Bu kampanya Birleşmiş Milletler’e ait bir kampanya ve bu işin ilk savunuculuğunu sözcü elçilerinden biri olan Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama yaptı. İkinci safhada kampanyayı Hollywood ve ardından iş dünyası destekledi. Aslinda yukarılarda bir yerde bu kampanya sahiplenildi.

Peki özel sektör bu kampanyayı neden sahiplenmişti?

Özel sektör kurumsal itibar yönetimlerinde bu tarz platformlara dahil olursa değer kazanacağını çok iyi biliyor. İkinci olarak da devlet politikalarını iş dünyasını da dahil ederek sisteme uyarlama veya hayata dahil etmek de diyebiliriz.

İş dünyasında rekabet çok önemlidir; örneğin Turkcell ve Vodafone bir kampanyada beraber görülebilir, bu tarz sosyal sorumluluk projelerinde bu tarz markaların birleştiğini görürsek bu da kampanyanın başarısının bir sonucudur. Bu başarı 3 ayda halka da ulaşan bu proje haline gelmiş ve her fırsatta kadın hakları değil, cinsiyet eşitliğinin savunulması gerektiğini belirtmiştir.

İletişimde kısa bir parantez açmak gerekir ise salonda kampanya görselleri paylaşıldıkça sayın Arıdağ fotoğrafın iletişimde bambaşka bir yere sahip olduğundan bahsediyor; “Eğitimi düşük olan çevrelerde özellikle teknolojinin getirdiği avantajla görüntü sözden daha kıymetli bir hal alıyor.”

Sonuçta genel tabloya bakıyorsak lansman 2014’de yapıldı. Elçiler bu projeyi yaymaya başladı ve 4 ay sonra 200.000 erkek bu taahhüdü imzalamıştı. Bugün 1,3milyar insan bu farkındalık projesini onaylamış gözüküyor. Halbuki alt yapısı sağlam olsada bu iletişim kampanyasının farkındalık dışında hiçbir uygulama ayağı yok.IMG_8691

İletişim kampanyası dediysek kriz yönetimi olmazsa olmazlarımızdan. Sosyal medyada bir kriz başlıyor ve bu kampanya ile kadının daha mağdur durumda gösterilip gösterilmediği tartışmaya açılıyor. Bu tartışmaya cevap Arıdağ’ın sözleri ile şu sekilde; “Kadını ekonomiye dahil ederek ekonomiye avantaj sağlamak üzere müthiş bir politik çalışma var, kadının potansiyelini ortaya çıkarmak için var olan bir kampanya”.
Diğer tartışma ise Emma Watson gibi birinin bu rolü üstlenmesinin gerçeklikten uzak olması eleştirisidir.

İletişim kampanyalarında sürdürülebilirlik çok önemli. Davranış değişikliğine neden olmuş mu?
Yapılan eleştirilere karşın kampanyanın yürüttüğü bir kriz yönetimi vardı.
Emma Watson’ın çıplak fotoğrafları ortaya çıktı. Kendisi cinsel bir obje olarak eleştirilmek istemiyorken bu fotoğrafla tamda kendini cinsel bir obje olarak göstermişti.

Peki Birleşmiş Milletler bu krizi nasıl yönetmişti?

Bu sırada Işıl Arıdağ bizlerle 3 ana detay paylaşıyor:

1) Gerçekten kriz mi?
2) Derecelendir?
3) Sen bu olayı yarın hatırlar mısın? Hatırlamaz misin?

Çok basit birşey yapmışlar; Emma Watson bir tweet atmış veya birileri tarafindan attırılmış bir kriz yönetimi planlaması olarak. Paylaşım kisaca; kadınların özel hayatına müdahale edilmesinden ziyade benim için daha ürkütücü bunun üzerine duyduğum yorumlar diyor.
Krize ilk tepki o kadar basite indirgenmiş ki aslında farkındalığın neden gerekli olduğunu anlatmış olmuşlar.

Birçok şirketin kriz yönetimi senaryolari planlamaları sayfa sayfa dosyaları hazır bulunur. Bunlar hazırda bulunduğu için kullanmamız gerekir diye düşünürüz ama bazen sessizlik bile bir cevap olabilir.
Her kampanyanın bir kritik süreci vardır,  bu süreçlerden kaçınmamalıyız. Hazırlıklı olmak zaten krize hızlı tepki verebilmemizde çok büyük bir etken.

IMG_8700Jenerasyon ilerledikçe davranışlarda degisiyor. Kurumsal iletişim marka yönetiminde bağımsız  değildir.  Kurumsal iletişim şirketin temel duruşu ve kimliğini belli etmek ve ona bağlı markalara yön vermek ile yükümlüdür.

Gündem yaratmaktan anladığımız nedir? Araçlarınız ne olurdu?

Sosyal medya, tv, gazete kullanabileceğimiz araçlar.
Gündem yaratmaksa bir rüzgar yaratabilmek, bir kanal açmak.

“Influence to influences” terimini biz iletişimciler çok severiz, demek istediğim He for She birden ortaya çıkmadı,  bir rüzgar vardı ve o rüzgarı arkasına almayı başardı.”

Son olarak krizin tek tek steplerinin üzerinden geçiyoruz, başarılı olabildi mi? Geleceğe taşınır mı?

Birleşik Devletler her iletişim disiplinini kullanmış. Sonuç sürdürülebilinir mi?
Bu kampanya için evet!

                   YAZI: DENİZ MUŞTU

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s