Şirketlerin Sosyal Medyada Yaptığı 8 Hata

Geçtiğimiz günler şirketlerin değerlerini sosyal medyada ne kadar var oldukları ile anlamaya çalıştıkları güzel günlerdi. Şirketin B2B veya B2C olmasının önemi yok sonuçta herkesin müşteri sosyal medya da çünkü herkes sosyal medyada!

Bu noktada markamız için neyin sosyal medya stratejimizi daha iyi hale getirebileceği konusunda düşünmeye başlayabiliriz. Fakat maalesef ne kadar düşünsek de başarılı bir sonuca ulaşamayız. Çünkü markalar sosyal pazarlamayı çok yanlış anlıyorlar. Hem de çok yanlış. Bu yanlışlarla ilgili tanık olduklarım ve hatadan nasıl dönebileceğimize dair önerilerim ise şöyle:

1. Muhafaza > Kazanç

Bu markaların en çok yaptığı hatalardan biri. Sosyal ağlara yeni müşterileri veya gelecekteki aday müşterileri bulmak için bir kaynak olarak bakmaktansa, varolanı muhafaza etmeye daha çok eğilmek gerekir. Araştırmalarımız gösteriyor ki yeni bir Facebook fanı, muhtemelen bir müşteriye dönüşecektir. Fakat varolan müşteriniz Facebook’ta fanınız haline gelirse bu onun hayat boyu marka bağlılığını artıracak ve alım davranışını iki katına çıkartacaktır.

Bu araştırma gösteriyor ki fanlar, fan olmayan müşterilere göre yılda ortalama 116$ daha fazla harcama yapıyorlar. Giyim kategorisi bu anlamda en büyük farkı gösteren kategori, bu kategoride fanların diğer müşterilere göre yılda 257$ daha fazla harcadığı gözlemleniyor. Yeni müşteriler kazanmaktansa varolanı bu mecralara çekmek ve bağlılıklarını artırmak daha mantıklı olacaktır.

Varolan müşteriler üzerine daha çok eğildiğiniz taktirde marka bağlılığı ve satın alma davranışı adına daha büyük bir geri dönüş alacaksınız.

post oto1

2. Her yerde olmaya çalışmayın!

Birçok marka varolan her-bir-mecrada yer almaya çalışıyor. Örneğin, profesyonel bir spor markasının sosyal medya pazarlama uzmanıyla tanışmış ve herbir mecrada hangi takımdan olursa olsun olabildiğince fan toplamaya çalıştıklarını söyledi. İlk olarak, bu gerekli değil. Fakat markalar şöyle düşünüyor; eğer bir mecra varsa onda varolmak lazım-demografik veriler bunu desteklemiyorsa bile…

Her bir mecrada her bir müşteri için bulunmaları gerektiğini düşünmektense, hangi mecrada en güçlü olduğunu anlayarak burada ilerlemek daha mantıklıdır. Sadece markanın karakterine değil müşteri kitlesinin karakterine de bakıyor olmak önemli.

3. Mesajı gönderip etkisini bekleme stratejisinden kaçının!

Her yerde olmaya çalışmanın bir başka semptomu ise spesifik olarak kitlemizi anlamamaktır. Birçok marka ideal müşterileri kimdir bilmiyor; hatta hedef fanları veya takipçileri… Bunu yapmak bir yandan zorlayıcıyken bir yandan da çok önemli!

Kimin hedef kitlemiz olduğunu ve bu kitlenin hangi segmentte bulunduğunu hesaplamadaki en önemli faktör müşterinin değerini hesaplamak ve online mecralarda bu kişilerin ne kadar zaman harcadığını tespit etmektir.

socialmedia foto2

Eğer müşterileri ‘müşteri yaşam süresi’ne göre değerlendirebiliyor ve kategorize edebiliyorsak, karakter özelliklerini de anlayabilir, sosyal medyalardaki profilleri ile eşleştirebilir ve benzer özellikte profil taşıyan yeni kişilere de ulaşabiliriz.

Bu analiz çok miktarda data korelasyonu ve analitik gerektirir. Fakat yüksek düzeyde kampanyalar ve iletişimle mesajı gönderip etkisini beklemektense, takip edebiliriz!

4. Sosyal medyanıza Frankenstein gibi davranmayın!

Markaların yeterince sosyalleştiğini söyleyemeyiz. Sosyal medya müşteri deneyimleri ile pişmelidir, böylece herhangi bir zaman bir durum kontrolü ile karşılaştığınızda; markanız ve kişiler arasında bir bağ kurmuş olursunuz (sayfaya davet edilmiş arkadaşlar, paylaşılmış postlar, vs.)

Markanızı doğasından sosyal bir hale getirin. İroniktir ki birçok küçük ölçekli markalar, birçok büyük markanın yaptığından daha iyi sosyalleşiyor. Lokal bir kahve dükkanı size birkaç geliş sonra bir kahve bonus kazanma hakkı veriyor. Büyük markalarda aynı şeyi yapmalı. Bu müşterilerinizi Twitter veya Facebook hesabınızı takip ettirmek kadar teşvik edici ve kolay!

5. Sosyal medya televizyon değildir

Birçok marka sosyal medyanın amacının bireylerle ilişki kurmak ve iletişim haline geçmek olduğunu unutuyor. Markalar hala sosyal medyaya TV reklamı muamelesi yapıyor ve bununla ilgili tek yönlü mesaj, tesadüfen sorulan sorular, yine tek yönlü mesajlar… gibi bir strateji izliyorlar. Maalesef ki online ortamlarda böyle bir mesajla karşılan bir kişi için bu sadece tek yönlü bir iletişim biçimidir ve o kişi içerisine pek de dahil olmaz.

Sosyal medyada varolmanın ana kurallarından biri de zamanın %80’in de aslında kendi markanın ürünleri hakkında değil; başka şeyler hakkında konuşuyor olmak. İnsanların isteklerine karşı ahenksiz davranmak mantıklı olmayacaktır.

6. Müşteri gibi düşünün

Başarılı bir pazarlamacı olmanın yanı sıra siz de birçok markanın müşterisisiniz, unuttunuz mu? Fanlarla veya takipçilerle iletişim kurarken olaya bu açıdan bakın. Sen, ben ve bu dünyadaki tüm tüketiciler ‘’Benim bu işten çıkarım ne olacak?’’ bakış açısındayız, unutma! Müşterilerinizle sadece bağlantı kurmak için kurmayın, onların kendilerini özel hissetmelerini sağlayın!

foto3

Müşterilerini VIP gibi hissetirecek ne varsa bağlantı kurmakta kullanın; haberler, indirimler, vs. Markalar genellikle tüketicilerle ilişki kurana kadar böyle özel olanakları veya indirimleri kullanıyorlar, fakat bağlantı kurduktan sonra devam ettirmiyorlar. Bu durumda müşterilerinin nedenini merak ettiği sorular doğuruyor…

Unutmayın! Sosyal medyada markaları takip eden fanların %40’ı bunu sadece indirim için yapıyor! Yani ilişkiyi devam ettirmek istiyorsanız bu tip kampanyalara devam etmelisiniz; yani onları ödüllendirmeyi unutmayın. Fakat  bunu düzenli olarak değil farklı şekillerde yapmalısınız. Böylelikle sadece kar edinmek için aslında hiçbir marka bağlılığı olmayan takipçileri ayıklamış olursunuz.

7. Takipçi satın almak: Hoş değil…

Eğer takipçi satın alıyorsanız bu müşteri edinmekiçin hiç de kalıcı bir çözüm değildir. Fan sayınızı artırmak için daha bütüncül yollar tercih etmelisiniz. Örneğin takipçilerinizi daha en başında markaya bağlı hale getirmeye çalışmak ve markanızı takip etmeleri için onlara sebepler vermek.

Zamanla ‘’Like’’ veya ‘’Follow’’ butonlarına basma durumunu etkileşime çeviriyor olmak lazım. Para harcayarak takipçi edinmektense onları birebir bir temasta olmadan sizinle etkileşim ve bağlılık içine sokabilecek özel yollar bulmalısınız (omni-channel). Örneğin bir içecek veya çikolata markası otomatlarının üzerine bir ‘’Like’’ butonu koyabilir ve her likelayana indirm verebilir?

8. Bütün takipçiler aynı yaratılmamıştır

Markalar takipçilerine hepsinin özellikleri aynıymış gibi davranıyor. Size verdiğim tüyolardan 2. Ve 3. Maddeye dönersek hangi kitleyi hedefleyeceğimize karar vermek önemli. Bu konuda demografik verileri kullanmak en kolay yoldur.

Texas’da yaşayan tüm fanlarınıza aynı mesajı göndermektense neden sadece sizi alma olasılığı çok yüksek ve arkadaşlarına da sizi önerme olasılığı yüksek olan bir grubu hedeflemiyorsunuz? Bir çok sofistike marka bunu araştırıyor ve yapıyor.

Sonuç:

Sosyal medya pazarlaması: Roket bilimi değil! Fakat yeterince zekiyseniz bilimi de stratejinize ekleyebilir markanızı daha beğenilir kılabilir ve değerinizi artırabilirsiniz. Lütfen her zaman her yerde herkes için herşey olmaya çalışmayın! Tüketicilerinize size nasıl davranılsın istiyorsanız öyle davranın, buna olumlu teklif verenleri iyi inceleyin, takipçilerinizi deneyimlerini paylaşmalarını için cesaretlendirin!

Gizem Çimen

(Translated from: Lyle Stevens/thenext.web)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s